istanbul

istanbul

İnceleme: Olympus 12-40:2.8 objektif (ve Köln izlenimleri)

Olympus'un Micro 4/3 sistemi için geliştirdiği ve "pro" serisine ait olan bu objektifi E-M5 makinem ile kullanmaya başladım. İlk denemelerimi iş için bulunduğum Köln'de yaptım. Bu sayede Olympus 12-40mm incelemesi ile Köln izlenimlerini beraber sunuyorum.

Elinize aldığınızda çok kaliteli bir his sunan objektif, zoom değerinden bağımsız olarak 1:2.8'lik azami "f" değerine sahip. Hava koşullarına karşı dirençli olduğu belirtilmiş ancak bunun denemesini yapmadım, kolay kolay da yapamam gibi geliyor.

İşte Olympus 12-40:2.8.

Gelin, limon kolonyasına adını veren Köln'de biraz dolaşalım, hem de objektifimizi deneyelim.

M.S. birinci yüzyılda Romalılar tarafından kurulan şehir Ren nehrinin kıyısında yer alıyor. Şehrin sembolü olan devasa boyutlu Dom katedrali (Kölner Dom) karşınızda hiç tevazu göstermiyor.

Dom. 12mm, f:7.1, 1/500 saniye, ISO 200

Katedrali boylu boyunca bu kadar yakından kadraja dahil edebilmek 12mm'lik geniş açı ile mümkün oldu. Görüntünün keskinliği dikkatimi çekti. Gotik süslemelerin detayları rahatlıkla görülüyor.

Yapımı 1200'lerde başlayan dev bina yaklaşık 650 yıl sonra tamamlanabilmiş. İnsanın inanası gelmiyor böyle bir sürece.

Bir de katedralin içine girelim.

Kölner Dom'un içinde. 12mm, f:2.8, 1/25 saniye, ISO 800

Keskin objektif ve E-M5'in titreşim önleme sistemi yukarıdaki fotoğrafı hiç zorlanmadan çekmemi sağladı. Katedralin içinde durduğunuzda ortamdan etkilenmemeniz mümkün değil. Yine de cemaatin katolik Almanlar'dan çok Japon turistlerden oluştuğunu belirtmeden edemeyeceğim.

Tekrar dışarıya çıktığımda hemen çaprazımda bulunan Dom otelinin binası dikkatimi çekti. Biraz Fransız stilini andıran cephesi katedral ile estetik bir birliktelik sağlıyor gibi geldi bana.

Dom Oteli. 31mm, f:5.6, 1/250 saniye, ISO 200

Geometrik deformasyon neredeyse hiç yok. E-M5 de iyi bir iş çıkarttı ve hem otelin gölgede kalan yüzünü hem de katedralin güneşe bakan cephesini güzelce görüntüledi. 

Şehrin katedral çevresi dışındaki semtlerine gittiğinizde pek estetik bir mimari olmadığını görüyorsunuz. Çok sade ve tek düze bir yapılaşma her yeri kaplamış. Biraz geçmişe bakınca bu durumun sebebini anlıyoruz. İkinci Dünya savaşı sonlarına doğru İngiliz ve Amerikan hava kuvvetlerinin gerçekleştirdikleri bombardıman bütün şehri yerle bir etmiş. Bir Alman arkadaşımın anlattığına göre koca şehir sadece sekiz saat içinde bir moloz yığınına dönmüş. Konuyu merak edip biraz araştırdım ve o günleri anlatan bir kitapta aşağıdaki fotoğrafı buldum.

 Savaş ertesinde Köln. 30mm, f:2.8, 1/60 saniye, ISO 640

Kitaba yaklaşık 25 cm mesafeden ortam ışığında çektim bu fotoğrafı. Ucundan makro denemesi diyelim.

Uçaklardan tonlarca bomba yağdırılırken katedralin ayakta kalabilmesi bir mucize gibi görünse de aslında büyük cüssesi ve karakteristik yapısı sayesinde şehrin yerini tesbit etmek amacıyla kullanıldığından özellikle bombalanmadığı söyleniyor. Katedral sayesinde etrafındaki sokaklar da yıkımdan kurtulmuş. Şehrin diğer bütün semtleri yok olduğundan acil konut ihtiyacını karşılamak için estetiğe bakmadan basit mimarili binalar yapmışlar ve o binalar bugünün Köln'ünü de şekillendirmeye devam ediyor.

Modern yapılar yok mu derseniz, elbette var.  Şehrin genelini kaplayan hafif köhnemsi havayı dağıtmak için özellikle Ren nehrinin kıyılarında yeni bir yapılaşma başlamış. Bilim-kurgu filmlerine özenilmiş gibi bir havası var bu tarzın.

Estetik mi değil mi, siz karar verin.

Yeni Köln. 17mm, f:5.6, 1/250 saniye, ISO 200

Objektifin kenarlardan merkeze kadar olan genel netliği de dikkat çekici. Sanırım hiç bu kadar keskin bir objektif kullanmamıştım.

İş günü sonunda Ren nehri kıyılarında yürüyüp hem biraz hava aldım hem de gördüğünüz fotoğrafları çektim.

Nehrin iki yakasını birleştiren pek çok köprüden biri olan Hohenzollern köprüsü demiryolu için yapılmış ancak iki yanında yürüyüş yolları da mevcut. Aşağıdaki köprü manzarası gözüme takıldı. Sahilden köprüyü çekerken çelik yapının arasında görülen insan silüetleri hoşuma gitti. Bir yandan da 12-40 objektifin yüksek kontrastlı bölümlerdeki performansını görmek istedim.

Hohenzollern Köprüsü Üstünde. 40mm, f:2.8, 1/60 saniye, ISO 800

Olympus 12-40mm optik olarak tam puan aldı benden. İstediğim görüntüyü sorunsuzca yakaladı.

Günün son ışıkları benim en sevdiğim fotoğraf çekme ortamını yaratıyor. Aslında iki çirkin bina ile bir kule vincin görüntüsünden başka bir şey olmayan aşağıdaki kare bile büyülü bir atmosfere bürünüyor bu mükemmel zamanda.
 
Köln'de gün batımı. 24mm, f:2.8, 1/20 saniye, ISO 800

Hava nereyse tamamen kararmak üzereyken katedralin yakınında bulunan Köln Filarmoni konser salonunun önündeki merdivenler gerçeküstü bir manzara oluşturdu. Aşağıdaki fotoğrafı çekmek için biraz risk alıp girilmemesi gereken yerlere girdim.

Köln Filarmoni Salonu. 18mm, f:2.8, 1/30 saniye, ISO 800

Yine bir bilim-kurgu filmine aitmiş gibi bir manzara. Modern mimari eskiye inat olsun diye gelecekten fikirler çalıyor sanki. Bakalım hangi tarz daha kalıcı olacak?

Köln'ün kuruluşunun Roma İmparatorluğu'na kadar uzandığından bahsetmiştim.  Ne yazık ki Romalı Köln'den bugüne pek bir şey kalmamış. Yine de bu geçmişe ithafen kapsamlı bir Roma Germen Müzesi'ni şehrin ortasına oturtmuşlar. Kısa bir ziyaretim oldu müzeye. Aşağıdaki parçaların büyük bir binaya ait olduğu belli.

Roma Germen Müzesi. 19mm, f:2.8, 1/60 saniye, ISO 250

Tavandaki kafes yapı ile duvardaki çelik raflara baktığınızda hiç deformasyon görülmüyor. Tabii, E-M5 otomatik düzeltme yapıyor olabilir ancak önemli olan sonuç. Objektif ile makine çok uyumlu bir sistem oluşturuyor.

Neredeyse bütün Avrupa şehirlerinin bir özelliği olan merkezi tren garı Köln'de de karşınıza çıkıyor. Şehrin tam göbeğinde gar (Hauptbahnhof) bulunuyor. Ana girişi anladığım kadarıyla Bauhaus tarzında yapılmış. Gece önünde durduğunuzda, saklayacak bir şeyim yok der gibi sizi karşılıyor.

Köln Garı. 20mm, f:2.8, 1/60 saniye, ISO 400

Biraz Kafka'vari bir karanlık var fotoğrafta, ancak ben bu atmosferi seviyorum.

Yukarıdaki fotoğrafı çekerken hızlı objektif 400 ISO ve 1/60 saniyede sonuç almama izin verdi. 1/60 saniyede, titreşim olmasın diye dikkat etmeme bile gerek olmuyor.

Tekrar gündüz fotoğraflarına dönelim. Katedral sayesinde bombardımandan kurtulmuş sokaklarda çok güzel binalar var. Böylesi bir binanın önünden geçerken aşağıdaki fotoğrafı çektim. Ahşap doğramaların üst kısımları yapının taşıyıcı sisteminin orjinal şekline uydurulmuş. Ne uğraş!

Sanat Galerisi. 12mm, f:2.8, 1/60 saniye, ISO 200

1:2.8 olan geniş diyafram açıklığında bile resim derinlemesine çok net. E-M5'in geniş dinamik aralığı da güzel bir aydınlık-karanlık dengesi sunuyor. Sanırım makineme ve objektifime alışmaya başladım.

Köln'de çektiğim fotoğraflar içinde ışık açısından en zorlayıcı olanı aşağıdaki. Tamamen gölgede olan sokaktan geçen hosteslerin arkasındaki uzak manzara güneş ile yıkanmış durumda. Bu kadar zorlayıcı bir koşula rağmen ışık doygunluğunda kontrol dışı kalan bir durum söz konusu olmadı. Tabii, kötü bir sokak fotoğrafçısı olduğumdan yeteri kadar hızlı davranıp, kadrajımı doğru oluşturamadım ve bana yakın geçen kadının sağ ayağı kareye sığmadı.

Hosteslerin Geçişi. 23mm, f:5.0, 1/200 saniye, ISO 200

Kadınların ten renklerinin düzgünlüğü E-M5'in beyaz ayarının başarısı. 12-40 objektif ise yine keskin bir görüntü verdi.

Etrafıma son bir kez bakınırken aşağıdaki kare gözüme ilişti. Katedralin devasa cüssesi önünde onu hiç umursamayan sevgililer birbirlerine sarılmış, kendi dünyalarını yaşıyor.

Katedral Önünde Aşıklar. 40mm, f:4.0, 1/160 saniye, ISO 200

İşte Köln izlenimlerime ait görüntüler bunlar. Turistik açıdan çok cazibeli değil, daha çok bir iş ve fuar şehri diyebilirim. Yine de sizi önyargıya sevk etmeyeyim, bir gün buraya varıp hayatınızın en güzel zamanını geçirebilirsiniz.

Köln sokaklarındaki kısa tecrübeme dayanarak Olympus 12-40:2.8 objektiften çok memnun kaldığımı söyleyebilirim. Kaliteli yapısı, çok keskin görüntüsü, hızlı oluşu, renk sapması gibi bir sorunu hiç yaşamaması gerçekten etkileyici. Doğrusu kusur bulamadım.

Tabii, her güzel şey için bedel ödenir. Bu objektif için de iki bedel söz konusu. Birincisi fiyatı. Pahalı bir objektif Olympus 12-40:2.8. Ödeyeceğiniz ikinci bedel ise ağırlık ve boyut. Özellikle diğer seyahat objektifim olan Panasonic 14-140mm ile karşılaştırıldığında hem daha ağır hem de daha büyük. DSLR sistemiyle kıyaslayınca büyük değil ama artık aynasız makineleri esas alarak yorum yapıyorum. Kendi kullanımım için DSLR'leri geçmişte bıraktım.

Son sözüm, bu objektifi çok sevdim.

Güncellleme: Bu inceleme yazım benden izin alınarak Olympus Türkiye facebook sayfasında paylaşıldı. Bir fotoğraf meraklısı bana mesaj göndererek Olympus ile bir bağlantım olup olmadığını sordu. Ben geçimimi fotoğraf ile ilgili bir konudan sağlamıyorum. Zaten paylaştıklarımın çoğu iş amaçlı seyahatlerim sırasında oluşuyor. Fotoğraf çekmek ve Pirekare'ye yazı yazmak tamamen kişisel hobim, ticari bir faaliyet değil.

Bu kadar ciddiyetten sonra Pirekare'nin amacına uygun olarak bir Köln fotoğrafı daha paylaşıyorum.

Köln'de dedikodu. 12mm, f:5.6, 1/250 saniye, ISO 200

Güncelleme: Bir istek üzerine Zuiko 12-40mm objektifin bokeh (bulanıklık kalitesi) özelliğini ortaya çıkarabilecek bir ilave yapıyorum. Yakındaki bardak ve bardak altlığı net, ilerisi ise yumuşak bir şekilde bulanıklaşmış, bence başarılı.

Kölsch. 12mm, f:3.2, 1/800 saniye, ISO 200



Not: 12-40:2.8 fotoğrafı olympus web sitesinden alınmıştır.

3 yorum:

Anonim dedi ki...

Aykut bey, inceleme konusu objektifle ilgili görüşünüzü yayınlayalı nerdeyse bir yıl geçmiş. Ben tesadüfen gördüm. Neyse...
Ben de E-M5 kullanıyorum. (şimdi mark 2 si çıktı. Benimki ilk çıkan versiyonu) 12-50 f:3,5-6,3 kit lensi var. Ben de 12-40 f:2,8 lensi satınalmayı düşünüyorum. Sizin yorumunuzu okuduktan sonra cesaretim arttı.
Yanlız deneme çekimlerinizde arka planın flulaştırıldığı f2.8 diyaframla çekilmiş portre veya çiçek vb.gibi yakın çekimlerinizi de görmek isterdim. Varsa yayınlarsanız sevinirim. Teşekkürler...

badlikamiri dedi ki...

Merhaba,

Yazıdaki fotoğrafların keskinlikleri dışında, renk ve tonlamalar da çok güzel. Fotoğrafları yayınlamadan önce Photoshop, LR ya da benzeri bir programla herhangi bir şekilde düzenlediniz mi acaba?
Yoksa makineden çıktığı gibi mi?

Teşekkürler,

Aykut Turhan dedi ki...

Fotoğraflarıma "fotoşop" denilen manipulasyonlar uygulamıyorum. Sadece, dijital karanlık oda olarak kullandığım program ile son hallerine getiriyorum. Bu aşamadan geçmemiş fotoğraf zaten yarı-mamul sayılır. Detayları http://pirekare.blogspot.com.tr/p/teknik-kullandgm-yazlm.html yazısında anlattım.